Geleceğimizi Nasıl Şekillendirebiliriz ve Kendimizi Nasıl Olgunlaştırabiliriz?

Geleceğimizi şekillendirirken, bütün ilişkilerimizde, evilik kararlarımızda, iş ortaklıklarımızda, geleceğe dair planlarımızda ve çocuklarımızı büyütürken  yani kendimizi olgunlaştırırken ilk olarak içimizdeki çocuktan gelen farklı sesleri duyabilmeliyiz ve onu gerçekten duyabilmek için dinlemeliyiz.

Her insanın içinde biraz yaralanmış belki kötü muamele görmüş bir çocuk vardır. Şöyle ki, bazı durumlarda ebeveynlerimiz her ne kadar iyi niyetli olsalar da tam anlamıyla belki farkında olmadan biz büyürken iyi gelemediler bize ve bir takım yaralar almamıza vesile oldular. Bazen fiziksel, bazen psikolojik bazen de sosyal olarak aldığımız yaralar oldu.

Fiziksel ya da psikolojik şiddet görmüş olabiliriz ya da şiddetin var olduğu bir ortamda yaşamak zorunda kalıp tanıklık etmiş olabiliriz. Bilmeliyiz ki şiddete maruz kalmak kadar tanık olmak da yine içsel çocuğumuzu yaralayan bir durumdur.

Bir şekilde şiddete maruz kalan iç çocuğun etrafındaki insanlara karşı güven duygusu zedelenir, değerli olduğuna dair inancı yara alır.

Bazılarımızda, gayet güzel fiziksel olarak korunaklı psikolojik ve sosyal olarak destekleyen bir ortamda bir çocukluk geçiririz ama yinede içimizde yaralı çocuk kavramını barındırırız ve bunu içimizde barındırdığımız için de, biz böyle şeyler yaşamamış olsak bile yaşamış insanlarla empati yapabiliriz ve onların içindeki yaralı çocuğu görebilir ve ne kadar zorlayıcı bir deneyim olduğunu fark edebilir ve onlara yardım etmek isteyebiliriz.

Yani yaraları almış bir çocuk da olabiliriz ya da yaraları gören, fark eden ve iyileştirmek isteyen bir çocuk da olabiliriz.

Geleceğimizi şekillendirirken, kendimizi olgunlaştırırken ve çocuklarımızı büyütürken içimizde var olan alt benliklerden bir tanesi olan yaralı çocuktan gelen seslere kulak vermeliyiz.

Ondan gelen sesleri duymadığımızda geleceğe dair planlamada eksik kalırız.

Çocuklukta bir şekilde bir takım mecburiyetlerden dolayı bir yerlere gönderildiysek, anane babanne yanına ya da psikolojik olarak duygularımız yeteri kadar algılanılmamışsa içimizde yetim çocuk hissi kalabiliyor.

Fiziksel olarak dokunulmamak ve psikolojik olarak  ilgilenilmemek kişiyi yetim bırakabiliyor. Kişi kendini kalabalık içinde de olsa kendini istenmeyen kabul edilmeyen bir varlık gibi hissedebiliyor.

Bu iç çocuğun sesi baskın olanlar, bir şekilde birileri  o yetim çocuğu sahiplensin diye kuruyor bütün ilişkilerini. Vakti zamanında içinde büyüdüğü koşullarda alamadığı ebeveynliği arıyor, onların eksikliğini vekil ebeveynlerle doldurmaya çalışıyor.

Girdikleri ortamlarda, bu arkadaşlık veya romantik ilişkileri olabilir, iş ilişkileri olabilir, evlilik olabilir, ortaklıklar olabilir her ne şekilde olursa olsun insanlarla olan ilişkilerinde kendilerinin sahiplenilmesini, onlara vekalet edilmesini aslında bir çocuk gibi korunup kollanmasını istiyor olabiliyorlar.

Geleceğe dair planlar yaparken, evlilik kararlarında ortaklık planlarında, kurulan işlerde ve öncesinde, içimizdeki yetim çocuktan gelen sesin ne kadar sağlıklı ve ne kadar yetişkin sesine yakın olduğuna kulak vermeliyiz.

O ses hala bir çocuk sesi mi yoksa yetim çocuğun duygusunu anlayan bir yetişkin sesi mi bunu ayırt edebilmeliyiz. Öncelikle o çocuğun ihtiyaçlarını gidermeliyiz.

Bazende aslında özgürleşmesine izin verilmemiş, özgüveni geliştirilmemiş cesaretlendirilmemiş, teşvik edilmemiş, bireyselleşmesi ketlenmiş çocuktan ses geliyor. Genellikle bu çocuğa ebeveyni, yapamazsın, edemezsin, tek başına başaramazsın, senin yerine ben yapayım gibi müdahaleler etmiş oluyor.

Yani aslında kendi becerileri doğrultusunda çözebileceği problemlerle başbaşa bırakılmamış oluyor bu çocuklar. Dolayısıyla uzun vadede kuracağı ilişkilerde bağımlı yada bir takım maddesel bağımlılıkları geliştirmeye sebep oluyor.

Geleceğe dair planlar yaparken içimizdeki bu çocuğu da duymalıyız ne diyor, ihtiyacı olan ne, o büyürken eksik kalan ne. Geleceğe dair planlar yaparken önce onun ihtiyacı olanları tamamlamalıyız.

Çünkü zaten hayatta  her şeyi bu ihtiyacını tamamlamak için yapıyor ve yapacak bilmeliyiz.

Bazı insanlar vardır mesela içten içe ben kötüyüm kötü bir şey yapmış olmalıyım bende bir gariplik var bir tuhaflık var pek de iyi değilim gibi düşünceler taşıyabilirler. İçimizdeki masum çocuk yara aldığında oluyor bunlar. Belki vakti zamanında bu çocuk tam anlamıyla desteklenmediği büyütülmediği yada belkide yara aldığı koşullarda var oldu, bunu önemsemeliyiz.

Masum olduğumuza dair inancımızı ve bunu kıymetli buluşumuzu, değerli ve anlamlı hissetmeyi yitirmeden yapmalıyız yaptıklarımızı .

Her ne yapıyorsak, geleceğe dair ne planlıyorsak içimizdeki çocuktan gelen sesleri duyarak, onun ihtiyaçlarını görerek, önemseyerek planlamalıyız.

Yorum Gönderin